12142017Prş
Son GüncellemePzt, 11 Tem 2016

Turizm Reklam

Yapmadan Dönmeyin

Yapmadan Dönmeyin

Ülkemize gelenlerin tercihleri çok farklı olmaktadır. Bir kısmı deniz ve doğa turizmi için gelirken, bir kısmı dinler tarihini merek ettikleri için, bir kısmı da antik çağların izini sürmek için geliyorlar. Turistlerin en çok hangi şehirlere geldiğine istatistisel olarak bakıldığında en çok tercih edilen il Antalya. Arkasından İstanbul ve Muğla geliyor.

Antalya’ya gelenlerin büyük çoğunluğu denizi tercih etse de içlerinden büyük bir kısmı Akdeniz boyunca antik şehirleri ve doğal güzellikleri tercih ediyorlar. 

İstanbul ise zaten iki kıtanın buluştuğu yerde bir dünya şehri. İstanbul’un tarihsel ve turistik özellikleri yanında iş dünyası açısından da çok ziyaret edildiği bir gerçek. Nihayet üçüncü sıradaki Muğla, Ege bölgesinin turizm merkezi durumunda. Buraya gelenlerin tercihleri de ağırlıklı olarak deniz ve eğlence olsa da bir kısım gelenler tarihi ve doğal güzelliklerin peşindedir.

Böyle olunca ülkemize gelenlerin mutlaka görmesi gereken yerler için karma bir sıralama yapmakta yarar var.

Öncelikle dünyanın yedi harikasından ülkemizde bulunan ikisine değinmek gerek. Bunlar Kral Mausollos’un Mezarı ile Artemis Tapınağı’dır.

Kral Mausollos’un Mezarı, Kral Mausollos için, eşi ve kız kardeşi tarafından Bodrum civarında, MÖ 350 yılında yaptırılmış. Piramit şeklindeki çatıda dört atın çektiği bir savaş arabası heykeli varmış. 45 metre yükseklikte mozolenin taşları, ne yazık ki onbeşinci yüzyılda St. John şövalyeleri Bodrum Kalesi’ni yaparlarken kullanmış. Ondokuzuncu yüzyıl ortalarında burada kazı yapan İngilizler de, Mausolos ve Artemisia’nın heykelleri yanında dört atlı arabanın parçalarını götürmüşler. Bugün mozolonenin yerinde kabartmaların alçı kopyaları sergileniyor.

Artemis Tapınağı, MÖ yedinci yüzyılda Efes’te yapılmış. Bütünüyle mermerden yapılan tapınaktan geriye sadece bir iki mermer parçası kalmış. Ancak dört bin yıllık Efes antik şehri, kiliseleri, mağaraları, çeşmeleri, kütüphanesi ve Artemis Tapınağı’nın kalıntıları ile mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Romalılar tarafından yaptırılan 15 bin kişi kapasiteli Aspendos, en iyi korunmuş eserlerdendir.

Noel Baba olarak bilinen Aziz Nicholaos’un mezarı Demre’dedir. Demre o dönemde Likya’nın başkentiymiş.

Adıyaman’ın Kahta ilçesi yakınlarındaki Nemrut Dağı’nın zirvesinde, Kommagene Krallığı’nın yaptırdığı dev heykeller görsel bir şölen sunuyor.

Peri bacaları, kaya kiliseleri ve yeraltı şehirleri ile Kapadokya gerçekten bir doğa mucizesidir.

Bir başka doğa mucizesi Pamukkale’deki travertenlerdir.

Fethiye’de bulunan Ölüdeniz ve Kelebekler Vadisi ayrı doğal güzelliklerdir.

İstanbul, Tarihi Yarımada’sı ve Boğaz’ı ile zaten başlı başına bir turizm merkezi.

Bunların yanında, mozaik zenginiği ile Zeugma, doğal güzelliği ile Ayder Yaylası, farklı bir heyecan veren Saklıkent, kutsal sayılan balıkları ile Balıklıgöl, klasik Osmanlı mimarisi ile Safranbolu, kültürlerin kavşak noktası Hasankeyf ve daha sayısız birçok yer mutlaka görülmesi gereken yerlerdir.

Bir de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne giren yerlere bakalım: İstanbul’un tarihi alanları, Divriği Ulu Camii, Hititlerin başkenti Hattuşaş (Boğazköy), Nemrut Dağı, Xanthos veLetoon antik şehirleri, Safranbolu Evleri, Truva antik şehri, Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, Çatalhöyük Neolitik Kenti, Bergama antik şehri, Bursa ve Cumalıkızık, Göreme Milli Parkı ve Kapadokya ve Pamukkale (Hierapolis)

En Son Yazılanlar